Home

  • [Çeviri] Gençlerin En Sık Yaptığı Hatalar

    Bu yazı, Serdar Kuzuloğlunun blogunda bahsettiğibu linkteki yazının çevirisidir.

    Üniversiteden ayrıldım ve üniverste parasıyla gidip bir araba aldım.

    1*pOr4A3sEqOp04Y2Ho_IAeQAraba ikinci el bir Honda Civic idi. Arabayı bir kaç saat sürdükten sonra aldığım yere geri gittim, anlaşmayı iptal ettim ve üniversiteye geri döndüm.

    Aynı günde iki büyük hata yaptım. İlk hatam aptalca ve eğlenceliydi, ancak ikinci hatam bana yıllara ve paraya mal oldu.

    Bu hayatta iki tip hata vardır: birinci tip hatalar sizi yaptıktan sonra daha iyi bir insan yapar, diğer hatalar ise sizi yaptıktan sonra daha kötü insanlar yapar. öyle ki; sizi hata yapmaktan korkan, bulunduğu kalıpların dışına çıkamayan, keşfedemeyen, risk alamayan ve kontrol edemediği şeyler karşısında teslim olmaktan korkan biri yapar.

    Bazı hatalar sizin kontrolünüz dışında olur. Bazı hatalar ise siz diğerlerini çok dinlediğiniz için başınıza gelir, (İYİ BİR ÇOCUK OLUN VE DİNLEYİN!!!)

    Hata yapmak, bunlar hakkında şikayet etmek, hatalarınız yüzünden başkasını suçlamak ve bu hatalardan öğrenmemek ise yapabileceğiniz en büyük yanlıştır.

    Ve bunlar da gençlerin yaptığı (örn: ben) diğer hatalar:

    Fikir Sahibi Ol

    Ne gibi fikirlere sahip olabilirsin? Küresel ısınma hakkında? Aaa o zaman dünyayı değiştirmek konusunda sana iyi şanslar.

    Savaşlar? Ooo o zaman 200.000.000 (ikiyüzmilyar) dolarlık savaş endüstrisi lobisini durdurma konusunda sana iyi şanslar.

    “Onlar bana daha iyi davranmalılar!”tekrar ediyorum, iyi şanslar.

    Uzun süredir benimle konuşmayan (sanırım artık arkadaşım değil) bir arkadaşım vardı, New Yorker’da çalışan. Bana şöyle demişti “Dünyada herkes senin gibi düşünse, dünya tam bir karmaşa olurdu”

    Gerçekten mi? Söyleyecek bir lafım var.

    KAKA.

    1890 yılında, her yıl, insanları işe taşıyan atlar, caddelere 4.5 milyon ton dışkı bırakıyorlardı. HER YIL.

    O gün için en büyük çevre problemi bu idi. Manşetlerde “1950 yılında New York’u kakalar alacak” yazıyordu.

    Bu konuda düşünceleriniz çok önemli değil, çünkü bu problemi New York vatandaşlarının ürettiği binlerce fikirden biri çözmedi.

    Detroid’de yaşayan bir grup mekanik tutkunu araba adında büyülü bir şey icat ettiler.

    Sorun çözüldü.

    Neyi seviyorsanız onu yapın. Sonuçlarına teslim olun. Daha çok teslim olursanız, daha çok sonuç alırsınız.

    Dünyanın problemlerini çözme yönteminiz kendi problemlerinizi çözme yönteminiz olmalı. Sonra sadece güvenin.

    Yapabileceğiniz Bir Şey Var,

    Burada Olmanıza Sebep Olacak

    Dünyada 8.7 milyon farklı tür olduğunun farkında mısınız?

    Onların herbirine ait tirilyonlarca varlığın, bu dünyaya bir nedenden gelmiş olabileceğini hiç düşündünüz mü?

    Bir opera sanatçısı olmak için yahut da zor bir matematik problemini çözmek için?

    Şu vücudunuzda yaşayan 1000 farklı türlü canlı var. (Hayıt 1000 canlı demiyorum, 1000 farklı tür diyorum, yaşayan canlı sayısı 10.000.000 civarında)

    Ağzınızda 80 tür var, o yüzden çeninizi kapatın.

    Vücudumuzda en son evrimleşen bölüm, pre-frontal kortextir, bu bölüm bize farklı ortamlara adapte olma yeteneği verir. Ki bu başka canlılarda yoktur.

    Bu bize Afrika Çöllerinden Alaska Buzullarına uzanan geniş bir alanda yaşama şansı vermiştir.

    Ancak yine bu küçük bölge herbirimizin özel bir varoluş nedeni olduğu konusunda bizi kandırır.

    Bizim küçük, özel, tatlı varoluş nedenimiz, bize ödüller kazandıracak ve bize daha iyi hissettirecek o neden. Mmmm bu özel neden beni çok ÖZEL yapıyor.

    Hayır! Hayır! Hayır!

    Ancak gençken nasıl düşündüğünüzü çok iyi anlıyorum.

    Ancak burada çalışan ve uygulanabilecek bir çözüm önerim var: 3, 4 ya da 5 farklı alanda iyi olmaya çalışın.

    Sonra bu alanların kesişimlerini bulun.

    Sonra bu kesişimdeki en iyi olmaya çalışın, bu kesişim sizin hayatınızdaki o özel amaç.

    “İyi olun” dediğimde bu 10.000 saatlik çalışma anlamına gelmiyor.

    Belki bu 1000 saat demektir, belki de daha az 100 saat.

    5 konuda iyi olduğunuzda böylece bu kesişimde iyi olan dünyadaki tek kişi olacaksınız.

    Evet artık dünyada bu konudaki en iyi insan sizsiniz.

    Şu dediğime güvenin: En iyi olduğunuz zaman o işe aşık olmayı bırakacaksınız.

    Konuşmak

    Gerçekten konuştuğunuz kadar konuşmaya ihtiyacınız.

    Bir insan günde ortalama 10.000 kelime konuşur. Yarısını kullanmayın. Hatta hiç konuşmayın.

    Bir keresinde bir gün boyunca hiçbir şey söylememeye çalıştım, hatta sonraki günde. Bir süre sonra ağzımın içinde erimiş çikolata var gibi hissetmeye başladım.

    Konumaya tekrar başladığımda bir büyü gibi geldi, ağzımdan çıkan her kelime daha kıymetli geldi.

    Ama gençken daha az konuşmaya çalışın ve bilginiz yokken.

    Örneğin 19 yaşındayken ilişkinizin durumu hakkında konuşmalar yapmayın.

    İlişkinizin durumu diye bir şey yok, 19 yaşındasınız.

    Hatta, 50 yaşında dahi bu konu hakkında konuşmanıza gerek yok. Karşınızdaki insana iyi davranmaya çalışın ve böylece ilişkinizin durumu iyi olacak.

    Eğer birlikte yaşadığınız insana vurursanız ilişkinizin durumu iyi olmaz.

    Konuşmak durumu daha iyi yapmaz.

    Beni dinleyin.

    Kariyeriniz Yok

    Ortalama bir insanın 14 farklı kariyeri olur ve muhtemelen bu sayı giderek artıyor.

    Örneğin benim kariyerim: akademisyenlik, yazılımcı, yazar, “Web dizisi yapımcısı”, Web tasarım şirketi CEO’su, günlük tüccar, önlem yatırımı yöneticisi, finans yazarı, risk sermayedarı, kitap yazarı, konuşmacı, internet girişimcisi (popüler bir site yaptı), aracı, kendini geliştirmiş blogger,  radyocu ve söylemeye gerek görmediğim pek çok şey. Eğer söylersem başım yasalarla belaya girebilir.

    18 Yaşında birinden bir mektup aldım. Şöyle yazıyordu “18 yaşındayım ve ne yapacağım bilmiyorum. Lütfen bana yardım edim, bu beni çok bunaltıyor”Henüz 18 yaşındayken ne istediğinizi bilme şansınız yok. Rodney Dangerfield, gelmiş geçmiş en büyük komedyenlerden biri, alüminyum çerçeve satıyordu. Ray Krow, McDonald’s’ın kurucusu, bir milkshake satıcısıydı.Sevmek için yaşamanız gerekir. Bilmek için sevmeniz gerekir. Yeni bir şeyler içinse bilmemeniz gerekir.Birkaç hafta önce başka bir mail aldım. “Bir hemşireyim ve 120.000$ öğrenci kredisi borcum var, ancak hemşire olmak bile istemiyorum, ne yapmalıyım?”Bilmem, muhtemelen çok korkmuşsundur.Y Olması İçin X lazım

    “Kız/erkek arkadaşım olması için iyi görünmeliyim.”

    “Bir roman yazıp rahatlamam için milyonlarca dolarım olmalı.”

    “Hayat tecrübesi için dünyayı gezmeliyim.”

    “Ailemin dediklerini yapmalıyım.”

    “Sağlıklı olmak için bir spor salonuna gitmem gerekiyor.”

    Y’ye giden pek çok gizemli yol var. Bu yolları bildiğinizi düşünmeyin.

    Kızıma bir gün bir hikaye anlattım ve ertesi gün ona sürekli anlattığım hikayeyi hatırlayıp hatırlamadığını sordum.

    Kızım gözlerini devirerek “Her zaman iyi bir neden ve gerçek bir neden vardır.” dedi.

    “Şimdi sana başka bir tane daha anlatacağım.”

    “Her zaman bir arka kapı vardır.”

    “Bu ne demek oluyor?” diye sordu kızım. Washington meydanındaki parkın etrafında yürüyorduk. Kızım üniversite öğrencilerine bakıyordu ve onlardan biri olmak istediğini düşündüm.

    “Tamam. Eğer ne anlama geldiğini bilmiyorsan, ben sana ne demek olduğunu açıklayamam. Ancak sadece ön kapının girmek için tek yol olduğunu düşünme” dedim.

    Richard Branson, bir uçak kaçırdıktan sonra bir havayolu şirketi kurmaya karar verdi. Tecrübesi yoktu.

    Elizabeth Holmes Stanford’u henüz 20 olmadan bıraktı ve kanseri iyileştirmek için bir şirket kurdu. Şimdi bir milyarder.

    Eminim insanlar onların saçmaladıklarını söyledi, eminim onların depresyonda olduğunu düşündüler.

    Eğer 1000 tane saçma şey söyler ve yaparsanız bunların %1’i işe yarayabilir.

    Ama biliyor musunuz? Bundan sonra saçma ve eğlenceli bir hayatınız olur.

    Kalanlarımız bu saçma şeylerin hiçbirini söylemiyoruz. Bu nedenle bize saçma ve çılgın hiçbir şey olmuyor.

    Eğer Böyle Yapmazsam Başıma Kötü Şeyler Gelir

    “Üniversiteye gitmezsem iş bulamam.”

    “Eğer ev alamazsam köklerim olmaz ve paramı kira ile boşa harcarım.”

    “Eğer param olmazsa, herhangi birşey satın alamam ve insanlar beni sevmez.”

    Tolum güçlüdür. Günde ortalama 2500 medya mesajı alıyoruz, bşze yapmamız ve yapmamamız gereken şeyleri söyleyen.

    Bütün bu mesajlar yanlış. Nereden mi biliyorum? İnsanlar doğru mesajların iletilmesi için para harcamazdı.

    Kendileri de bu mesajların yanlış olduğunu biliyorlar bu nedenle sizin gözünüze sokmak iin çok fazla para harcıyorlar.

    Örneğin, A) Savaşa Git B) Yürüyüşe git aynı anda program yazmayı öğren.

    Yapamazsın.

    Medyanın beyninizi programlamasına izin vermeyin.

    Medyanın geleceği tahmin etmesine izin vermeyin. Çünkü bu sahte bir gelecek.

    Ayrılamazsın

    Gençler asla ayrılamayacalarını düşünürler.

    Kaç defa ilişkimde son bir fazla yılı boşuna harcadım? Ya da bir şehirde, bir işte, bir okulda. Üstelik sadece ayrılmaktan korktuğum için.

    Bu aldığım kararla insanların hayatlarını kötü etkilemekten korkyum. Kendi hayatımı bu kararlarım yüzünden mahvetmekten korktum.

    Şimdi ayağa kalkıp ayrılabilirsiniz, eğer mutlu değilseniz ya da yapmak istediğiniz başka bir şey varsa.

    Değişimi yönetmek için evrimleştiniz, varoluşunuzla kavga etmeyin.

    Savunmak Zorundasınız

    Gelecek 60 yılda pek çok insan sizden nefret edecek.

    Aslında yardım etmeye çalıştığınızda daha fazla insan sizden nefret edecek. Neden bunun bir kural olduğunu bilmiyorum ancak bu şekilde işliyor.

    Yardım etmeye çalıştığınız her 10 kişi için 1 kişi daha sizden nefret edecek. Sizde savunmaya geçecek, açıklamaya çalışacak, tartışacak ve cevap vereceksiniz.

    Savunmaya çalışmak bir hatadır.

    Onların fikirlerini değiştiremezsiniz. Eğer onlar sizden nefret etmeye karar verdiyse hiçbir şey farketmez.

    Silin onları. Onların yorumlarını, maillerini, bağlantılarını, rehberden numaralarını, hangi bağlantınız varsa hepsiniz silin. Onları değiştiremezsiniz, kendiniz değişin ve takmayın.

    Onlar saldırdığında savunmayın.

    Bir şeyi unutmayın.

    Siz gelecekteki kendinizin koçusunuz. Siz gelecekteki kendinizin TEK koçusunuz.

    Gelecekte olacak her şey bugün yaptılarınızın doğrudan bir sonucudur.

    Çok fazla para ve keder sahibi oldum. Korktum, bunaldım, hile yaptım, aldattım, kaçtım, yaralandım, ağladım.

    Bunların hiçbiri gelecekti bana yardım etmedi.

    En kötü günlerimde neler yaptım?

    • Her gün yürüşe çıktım.
    • Etradımdalarken bana kötü hissetiren insanlarla görüşmeyi bıraktım. Bu acı verici bir süreçti ama en nihayetinde acı ölmekten iyidir. Ya da savunma yapmaktan.
    • Kendimi yanlarında iyi hissettiğim insanlarla daha fazla vakit geçirmeye başladım.
    • Her gün kitap okumaya başladım. İnsanların %40’ı üniversiteyi bitirdikten sonra bir daha kitap okumazlar. Eğer %60’ın içinde olursanız diğerinden 1000 kar daha önde başlarsınız. Her gün 10 fikir yazmaya başladım. İnsanlara bu fikirleri gönderdim, geri dönüş beklentisi olmadan. Sadece bu fikirlerin insanlara yardım edebileceğini düşünerek.
    • Kendimi sahip olduğum her şey için şükretmeye adadım. İki kol, iki kız, bir arkadaş, Sonra iki, sonra üç.

     

    Şükrettiğiniz sürece hayatınızda şükretmeye değer şeylerin daha fazla olduğunu farkedeceksiniz.

    Ve bütün bu hataları yaptığım gençliğim benim için bir şükretme nedeni oldu.

  • Maker Eğitim Hareketi

    Merhabalar,

    Apple markasının hikayesini pek çok kişi biliyor. Tabii ki konu Apple bile olsa arkasında uzun bir süreç var. Bu sürecin içerisindeki en büyük etkenlerden biri de Stanford Üniversitelilerin o dönem çokça bulunduğu DIY (kendin yap) kitlerinin yapıldığı Homebrew Computer topluluğu. Bu toplulukta Stanford mezunları, elektronikçiler, hobiciler varmış ve pek çok projeyi burada birbirlerine destek olarak, yardımlaşarak bir araya gelerek gerçekleştirmişler. Bu topluluktan dönem içerisinde pek çok firma ortaya çıkmış, bunlardan biri de Apple. Homebrew Computer Club hakkında bilgi için: https://en.wikipedia.org/wiki/Silicon_Valley#Homebrew_Computer_Club

    noisebridge2_660

    Türkiye’de bu tarz oluşumlar aslında kültüre çok uzak değil, ancak elektronik konusunda yetersiz eğitim ve üniversitelerin, üniversitelilerin kendilerini bir şey sanmasından mütevellit, teorik bilgi sahibi olan insanların bir araya gelmeleri epeyce vakit aldı. İstanbulda bu konuda Istanbul Hackerspace var. İnsanlar bir araya gelip birlikte çalışıyor, atölye çalışmaları düzenliyor. İnsanlar bildikleri konularda bilmeyenlere destek oluyor, birbirlerinin projelerine yardım ediyor.

    Sanılanın aksine, eletkronik ile ilgili yetenekler üniversite eğitimi ile ilgili değil, ne yazılım ne de robotik sadece eğitim ile kazanılabilecek bir yeterlilik değil. Bunun altında konu ile ilgili bilgi kadar, çocukluktan bu yana ilgi meselesi de var. Daha küçük yaşlarda bilgisayarın ve robotiğin çalışma prensibine hakim olan birinin geleceği çok daha iyi olacaktır. Bu nedenle dünyada gelişmiş ülkeler ilk ve orta öğretim programlarına robotik ve algoritma dersleri ekliyor. Aslına bakacak olursanız çok da güzel çıktılar alıyorlar.

    Türkiye’de de bu konu ile ilgili bir hareket var. Maker Eğitim Hareketi. Bu hareketin adını daha çok duyacağız, çocuklara bu yeterliliğin kazandırılması, ülkemizi orta gelir tuzağından çıkarabilecek bir çözüm.

    Dünyanın geleceğinde iki büyük sektör olacak, bunlardan ilki gıda, artan nüfus, daralan tarım alanları ve iklim değişikliği sebebi ile gıda fiyatlarının yükseleceği tahmin ediliyor. Bu nedenle verimli tarım yapabilen ülkeler çok kazançlı çıkacak. Verimli tarım için aşağıdaki videoları izlemenizi tavsiye ederim.

    Tarım önemli ancak ülkemizin iyice daralmış ve zehire bulanmış tarım alanları neticesinde bunları ihraç edip edemeyeceğimiz belli değil. Bu nedenle, ikinci seçenek yani teknoloji çok büyük önem kazanıyor. Eğer ülkede yeteneği olan genç nüfusa bu yetenekleri kazandıramaz, ülkeyi geliştirmelerine izin vermezsek gelecek yıllar bizim için maddi açıdan çok zorlu olacak.

    Bu nedenle Maker Eğitim Hareketini hepimiz desteklemeli ve ihtiyaç duyulan anlarda elimizi taşın altına koymalıyız.

  • Maker Eğitim Hareketi

    Merhabalar,

    Apple markasının hikayesini pek çok kişi biliyor. Tabii ki konu Apple bile olsa arkasında uzun bir süreç var. Bu sürecin içerisindeki en büyük etkenlerden biri de Stanford Üniversitelilerin o dönem çokça bulunduğu DIY (kendin yap) kitlerinin yapıldığı Homebrew Computer topluluğu. Bu toplulukta Stanford mezunları, elektronikçiler, hobiciler varmış ve pek çok projeyi burada birbirlerine destek olarak, yardımlaşarak bir araya gelerek gerçekleştirmişler. Bu topluluktan dönem içerisinde pek çok firma ortaya çıkmış, bunlardan biri de Apple. Homebrew Computer Club hakkında bilgi için: https://en.wikipedia.org/wiki/Silicon_Valley#Homebrew_Computer_Club

    noisebridge2_660

    Türkiye’de bu tarz oluşumlar aslında kültüre çok uzak değil, ancak elektronik konusunda yetersiz eğitim ve üniversitelerin, üniversitelilerin kendilerini bir şey sanmasından mütevellit, teorik bilgi sahibi olan insanların bir araya gelmeleri epeyce vakit aldı. İstanbulda bu konuda Istanbul Hackerspace var. İnsanlar bir araya gelip birlikte çalışıyor, atölye çalışmaları düzenliyor. İnsanlar bildikleri konularda bilmeyenlere destek oluyor, birbirlerinin projelerine yardım ediyor.

    Sanılanın aksine, eletkronik ile ilgili yetenekler üniversite eğitimi ile ilgili değil, ne yazılım ne de robotik sadece eğitim ile kazanılabilecek bir yeterlilik değil. Bunun altında konu ile ilgili bilgi kadar, çocukluktan bu yana ilgi meselesi de var. Daha küçük yaşlarda bilgisayarın ve robotiğin çalışma prensibine hakim olan birinin geleceği çok daha iyi olacaktır. Bu nedenle dünyada gelişmiş ülkeler ilk ve orta öğretim programlarına robotik ve algoritma dersleri ekliyor. Aslına bakacak olursanız çok da güzel çıktılar alıyorlar.

    Türkiye’de de bu konu ile ilgili bir hareket var. Maker Eğitim Hareketi. Bu hareketin adını daha çok duyacağız, çocuklara bu yeterliliğin kazandırılması, ülkemizi orta gelir tuzağından çıkarabilecek bir çözüm.

    Dünyanın geleceğinde iki büyük sektör olacak, bunlardan ilki gıda, artan nüfus, daralan tarım alanları ve iklim değişikliği sebebi ile gıda fiyatlarının yükseleceği tahmin ediliyor. Bu nedenle verimli tarım yapabilen ülkeler çok kazançlı çıkacak. Verimli tarım için aşağıdaki videoları izlemenizi tavsiye ederim.

    Tarım önemli ancak ülkemizin iyice daralmış ve zehire bulanmış tarım alanları neticesinde bunları ihraç edip edemeyeceğimiz belli değil. Bu nedenle, ikinci seçenek yani teknoloji çok büyük önem kazanıyor. Eğer ülkede yeteneği olan genç nüfusa bu yetenekleri kazandıramaz, ülkeyi geliştirmelerine izin vermezsek gelecek yıllar bizim için maddi açıdan çok zorlu olacak.

    Bu nedenle Maker Eğitim Hareketini hepimiz desteklemeli ve ihtiyaç duyulan anlarda elimizi taşın altına koymalıyız.

  • Velespit veya Değil – Tüm Mesele Bu

    Merhabalar,

    Geçen sabahların birinde, bisiklet konusu ile ilgili bu yazıyı eklemiştim. Günlerdir yanımdan geçen her bisikletliye hayran hayran bakıyorum. İnsanların bloglarını okuyorum, hele ki o Youtube videoları yok mu? Özellikle Ahmet Coka’nın Hadi Ben Kaçtım isimli blogunu okuyunca daha da arttı isteğim. Video da tam olarak şurada. Hatta üşenmeden izlemek istersiniz diye buraya da koyuyorum.

    Yalnız konuyu kesip şunu eklemek istiyorum, ilk kez kendine bir bisiklet almak çok zor bir iş, hangi çeşidi alacağımı tespit etmek kolay oldu ancak o tipi tespit ettikten sonra bütçeniz dahilinde, sizi mutlu ettirecek bir bisiklet seçmek hiç kolay değil. Günlerdir araştırıyorum ancak hala tam olarak bir karar veremedim. Aklımda olan markalarsa Btwin, Salcano ve Kron. Ancak dediğim gibi hala bir karar verebilmiş değilim.

    Bir bisiklet sahibi olmak istememin temel nedeni, çocukluğumda, yazları ile özdeşleşmiş özgürce bisiklet sürmek hissini çok özlemem. İstanbullu çocuklar pek bilmez sanıyorum, bisiklet bir çocuğun özgürleştiği ilk andır. Yaş büyüyünce mahalle dar gelir. Mesafeler artar. Hele bir de çadırınız, tulumunuz varsa, bundan keyif alıyorsanız, internetten izlediğiniz videolara özenmeniz pek kolay.

    Anayoldan çıkıp köylere girmek, istediğimde durup manzaranın keyfini çıkarmak istiyorum.

    Ancak şuan planlarımda bir tutarsızlık var, dersleri vermek, staj yapmak, mezun olmak, okulu bitirmek, para kazanmak, bisiklete binmek ve yolculuk yapmak. Bunun için kendime en azından bir kaç yoldaş bulmak. Zaten beni zora sokan konular da bunlar.

    Hayaller - Hayatlar
    Hayaller

    Diplomayı elime almak çok kolay. O kısma kadar bir problem yaşayacağıma inanmıyorum. Ancak çalışırken bisikleti kullanmak, istediğim yolculukları yapmak, gözüme imkansız gibi görünüyor. Bu noktada bir çıkış planı yapmam gerekiyor. Belki çalışma tempomu standartlaştırıp, evden para kazanmanın bir yolunu bulmam gerekli.

    Buna henüz karar verebilmiş değilim, karar verdiğimde bu kararı mı da burada yayınlayacağım.

    Kendinize iyi bakın, hayat bizi o kadar köşeye sıkıştırmış olamaz.

  • Ionic Framework İncelemesi

    Ionic Framework İncelemesi

    Merhabalar,

    Bugün Ionic framework ile ilgili bir inceleme yazısı kaleme alacağım. Çok platformda çalışan bir mobil uygulama üretmek için pek çok alternatif ürün var. Bunların arasında ücretli olanları da ücretsiz olanları da mevcut.

    Geçtiğimiz aylarda hibrit uygulamalarla ilgili bir yazı kaleme almıştım. İlgilenenler çok platformlu yazılım geliştirme ile ilgili blog yazıma buradan ulaşabilir.

    Hibrit uygulamalarla ilgili pek çok insannın kafasında soru işaretleri var, bunun nedeni çoğunlukla performans. Ancak performans sorunu 2 sene içinde büyük ölçüde azaldı ve yakın bir gelecekte tarihe karışacak.

    Ionic framework’ü keşfetmeden önce OnsenUI’yı görmüştüm. O dönem yeterince AngularJs bilgilm olmadığı için proje geliştirme konusunda sıkıntılar yaşamıştım. Ancak daha sonra online bir AngularJS kursunu tamamlayarak en azından genel konsept hakkında bilgi sahibi olmuştum.

    Sonra İtü Çekirdek kuluçka merkezindeki bir diğer ekiple görüşürken, Ionic Framework’ün ismi geçti ve benim de merakımı cezbetti. Açıkçası ana sayfalarına girdiğim andan itibaren merakımı cezbetti.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Hızlı başlangıç ile ilgili dökümanları okuyup, önerdikleri Template’leri kurdum daha sonra ufak ufak düzenlemelerle platform üzerinde testler yapmaya başladım. Bunlar çoğunlukla performans testiydi ve benim açımdan çok başarılı geçti.

    Aynı işlemlerin jquery ile yapılmasını denediğimde ise çok büyük bir fiyasko ile karşı karşıya kaldım. Çok düşük bir performansla karşılaştım, sanıyorum aradaki bu fark AngularJS’in yapısı ile ilgili.

    Hiç bir zaman 3 satırda todolist uygulaması, 5 satırda oyun yazmayı önemseyen biri olmadığım için, açıkçası benim açımdan platfrom gücü çok daha önemli.

    Ionic sadece bir framework değil, ionic bir platform.

     

    Ionic Framework
    Ionic Framework

    Ionic platform’da bana en kullanışlı gelen parçalar LiveReload ve ngCordova oldu.

    ngCordova ile kısıtlı zamanda kullanmaya başlamam gereken native özellikleri kullanmak için birer kütüphane yazmam gerekmedi. Onun yerine AngularJS için kullanılan ngCordova modülü ile kullanmaya başladım.

    LiveReload ise her bir kod değişikliğinden sonra test etmek için bana her defasında ionic run android/ios yazmadan sadece bir kere bu komutu çalıştırarak, kod değişikliklerimi takip etme imkanı verdi.

    Tabii platform şunu şimdiden belli ediyor, “Bazı özellikler paralı olabilir” bende bu hissiyatı çok fazlaca oluşturdu. Çok güzel özellikler ve ürünler oluşturmuşlar ve bunlara para isterlerse son derece haklılar açıkçası 🙂 Verir miyim vermez miyim onu şimdiden söylemek zor, o günkü ihtiyaçlara göre şekillenecek bir durum bu. Ionic Framework İncelemesi.

    Ionic Framework İncelemesi
    Ionic Framework İncelemesi

    Ionic Framework İncelemesi için puanım 8/10 bazı durumlarda dökümantasyon bulmakta zorlandığım için kırdım 2 puanı. Ancak hibrit uygulama geliştirmek gibi bir isteğiniz varsa kullanmanızı tavsiye ederim.

    Kolay gelsin.

  • Xamarin ve Cordova Deneyimler.

    Merhabalar,

    Kafamı dağıtmak için yazı yazıyorum bugün sanırım 🙂 Teknik bir şeyler yazmak istedim. Bugün konumuz aslında Xamarin vs Cordova Bir tarafta kendi runtime’ını yazmış Xamarin diğer tarafta HTML5 ile gücünü göstermeye başlayan Cordova.

    İkisini de bu sıralar sıkça kullanıyorum. Performans olarak pek tabii Xamarin Cordova’dan çok daha iyi. Bunun kıyaslamasına girmeyeceğim ancak çok büyük performans gerektiren bir uygulamaya yazmıyorsanız bir kullanıcının Xamarin ve Cordova arasındaki performans farkını anlaması mümkün değil.

    Xamarin_200

    Bakalım Xamarin‘in artı ve eksileri neler:

    Artılar:

    • Native
    • C# gibi kullanımı yaygın bir dil
    • Platformlar arası kod paylaşımı yapılabiliyor.
    • Her platform’un kendi API’leri kullanılıyor.
    • Visual Studio plugini ile kullanılabiliyor.
    • Kendi siteleri üzerinde güzel bir dökümantasyonu var.

    Eksiler:

    • Topluluk çok büyük değil.
    • Çok fazla örnek kod yok.
    • Dil tek olmasına rağmen hala platformların kendi API’lerini öğrenmek gerekiyor.
    • Çok pahalı lisan ücreti

    Genel olarak biraz para harcamayı göze alabiliyorsanız, Xamarin size çok keyifli bir geliştirme sunuyor. C#’ın güzelliklerini ve native kütüphaneleri de kullanarak çok güzel bir biçimde geliştirme yapabiliyorsunuz.

    Üstelik kendi projemi yazarken codebase adında bir proje daha ekleyerek ortak, paylaşılan kütüphaneleri iki platformdada kullanıyorum. NuGet üzerinden, C# kütüphanelerini indirip kullanıyorum ve dediğim gibi çok keyifli bir geliştirme yapıyorum.

    cordova_512

    Peki Cordova‘nın artı ve eksileri neler.

    Artıları:

    • Ücretsiz.
    • Hemen bütün platformlar için geliştirme imkanı.
    • HTML5 dökümantasyon ve spesifikasyonunu okumanın kolay olması.
    • Çok büyük topluluk.
    • Hızlı geliştirme

    Eksileri:

    • Hata ayıklamak zor.
    • Güzel bir editör bulmak zor.
    • Güzel bir arayüz tasarlamak için kütüphane kullanmak gerekiyor.
    • Native değil, bu da performans sorunlarına neden oluyor.
    • Çok şarj tüketiyor 🙂

     

    Peki bu durumda ben ne öneriyorum?

    Her ikisini de. Ancak bütçeniz uygunsa, Xamarin ile ilerlemenizi öneririm. Geliştirme yapmaktan gerçekten çok keyif alacaksınız. Object Oriented Programlamanın bütün imkanlarını kullanıp derli toplu çok güzel bir proje üretebilirsiniz.

    Eğer Cordova ile ilerleyecekseniz, arayüz için Ionic kullanmanızı öneririm. Angular JS ile desteklenmiş, güzel tasarlanmış arayüzleri kolaylıkla kullanmanıza imkan verecek.

    Kolay gelsin.

    İyi çalışmalar dilerim.

  • Xamarin ve Cordova Deneyimler.

    Merhabalar,

    Kafamı dağıtmak için yazı yazıyorum bugün sanırım 🙂 Teknik bir şeyler yazmak istedim. Bugün konumuz aslında Xamarin vs Cordova Bir tarafta kendi runtime’ını yazmış Xamarin diğer tarafta HTML5 ile gücünü göstermeye başlayan Cordova.

    İkisini de bu sıralar sıkça kullanıyorum. Performans olarak pek tabii Xamarin Cordova’dan çok daha iyi. Bunun kıyaslamasına girmeyeceğim ancak çok büyük performans gerektiren bir uygulamaya yazmıyorsanız bir kullanıcının Xamarin ve Cordova arasındaki performans farkını anlaması mümkün değil.

    Xamarin_200

    Bakalım Xamarin‘in artı ve eksileri neler:

    Artılar:

    • Native
    • C# gibi kullanımı yaygın bir dil
    • Platformlar arası kod paylaşımı yapılabiliyor.
    • Her platform’un kendi API’leri kullanılıyor.
    • Visual Studio plugini ile kullanılabiliyor.
    • Kendi siteleri üzerinde güzel bir dökümantasyonu var.

    Eksiler:

    • Topluluk çok büyük değil.
    • Çok fazla örnek kod yok.
    • Dil tek olmasına rağmen hala platformların kendi API’lerini öğrenmek gerekiyor.
    • Çok pahalı lisan ücreti

    Genel olarak biraz para harcamayı göze alabiliyorsanız, Xamarin size çok keyifli bir geliştirme sunuyor. C#’ın güzelliklerini ve native kütüphaneleri de kullanarak çok güzel bir biçimde geliştirme yapabiliyorsunuz.

    Üstelik kendi projemi yazarken codebase adında bir proje daha ekleyerek ortak, paylaşılan kütüphaneleri iki platformdada kullanıyorum. NuGet üzerinden, C# kütüphanelerini indirip kullanıyorum ve dediğim gibi çok keyifli bir geliştirme yapıyorum.

    cordova_512

    Peki Cordova‘nın artı ve eksileri neler.

    Artıları:

    • Ücretsiz.
    • Hemen bütün platformlar için geliştirme imkanı.
    • HTML5 dökümantasyon ve spesifikasyonunu okumanın kolay olması.
    • Çok büyük topluluk.
    • Hızlı geliştirme

    Eksileri:

    • Hata ayıklamak zor.
    • Güzel bir editör bulmak zor.
    • Güzel bir arayüz tasarlamak için kütüphane kullanmak gerekiyor.
    • Native değil, bu da performans sorunlarına neden oluyor.
    • Çok şarj tüketiyor 🙂

     

    Peki bu durumda ben ne öneriyorum?

    Her ikisini de. Ancak bütçeniz uygunsa, Xamarin ile ilerlemenizi öneririm. Geliştirme yapmaktan gerçekten çok keyif alacaksınız. Object Oriented Programlamanın bütün imkanlarını kullanıp derli toplu çok güzel bir proje üretebilirsiniz.

    Eğer Cordova ile ilerleyecekseniz, arayüz için Ionic kullanmanızı öneririm. Angular JS ile desteklenmiş, güzel tasarlanmış arayüzleri kolaylıkla kullanmanıza imkan verecek.

    Kolay gelsin.

    İyi çalışmalar dilerim.

  • Saat 4:13 – Harekete Geç

    Saat 1 gibi uyumak üzere yatağa uzandım. Uyku tutmayınca bilgisayarımı yanıma aldım ve aklıma gelen ilk kelimeleri arama motoruna yazdım “İzmir Foça bisiklet turu”

    Bir süredir bisiklet süren, bisiklet üzerinde gezen insanlara karşı bir özenme vardı içimde. Kendimi gazlamak bugüne kısmetmiş.

    3 saat civarında araştırma yapıyorum. Fena gaza gelmiş bir moddayım. İhtiyaçlarıma ait bir fiyat listesi yapıyorum bir yandan bir yandan da bisikletle gezen insanların bloglarına bakıyorum. Özememek elde değil. İstanbuldan yola çıkıp Çorlu-Edirne-Çanankkale yolunu tek başına alan bir gençten, şuan Ürdün turunda olan bir başka gence. Blogları gezdim. Forumlardaki bisiklet tartışmalarını okudum.

    Neyse İzmir-Foça konusuna dönelim.

    İzmir-Foça arası tur yapan pek çok insan varmış. Bornova’dan yola çıktığınızda 64 KM, Biçerova’da İzban’dan inip gittiğinizde (yanlış kalmadıysa aklımda) 24 KM. E insan tek kişi sıkılır tabii ki, ben de hemen bana suç ortağı olabilecek bir arkadaşıma mesaj attım. Gecenin ikisinde. Yarın sabah cevap atacaktır, bu gönderiyi güncelleyeceğim ona göre.

    Hayalleri kurarken, aklıma şöyle bir şey dank etti. Seneye üniversiteden memnun olacağım. Bisiklet ve ekipman satın alıp, işe girdikten sonra yılda en fazla 15 gün kullanmak için her sene bir kıyıya mı koyacağım?

    Aslında aklıma ilk gelen şey, uygulamalar yapıp Play Store üzerinden biraz para kazanmaya çalışmak oldu. En nihayetinde İstanbul’da yaşıyorum ve burada yaşamanın bedeli diğer kentlere göre biraz daha yüksek. Aylık 1000$ civarında bir kazan sağlayamazsam hayatta kalıp bu gezilerimi finanse etmem çok zorlaşacak.

    Kışlarını çalışarak geçirip bahar sonrasında bu turları yapmak daha mantıklı geliyor. Kışları ürettiğimi yazın kullanmak ve gelecek kışın üretimine kendimi hazırlamak.

    Neyse sanırım diyet ile birlikte bende başlayan değişim kendini dışa vuruyor. (An itibariyle yaklaşık 8 kilo kaybettim)

    Ne yazacağımı bilmeden başladığım bir yazıyı bitiriyorum. Genelde çok fazla doğaçlama yazı yazmazdım.

    Bu defa da böyle.

     

    Güncelleme: 5:39. Uyumadım, duşa gireceğim, yumurta kaynatacağım. Sonra (şanslıysam) Firuze’yi uyandırıp 7’deki adalar vapuruna yetişeceğim. Açık market de yok ama bir şekilde karper peyniri temin edip, Kabataş Vapur İskelesi önünden de sıcacık bir simit alıp vapurun üst katında çayla yiyeceğim. Ada vaktim geldi benim.

  • NPM ile Nodejs Güncellemek

    Merhabalar,

    Bu yazımda sizlere npm kullanarak nodejs’in nasıl güncelleneceğinden bahsedeceğim. Nodejs güncellemek çoğunluk için karışık bir işlem özellikle de paketleri bulunmayan Linux distrolarında çok daha zor bir iş haline geliyor.

    Halbuki Nodejs, NPM kullanılarak çok kolay güncellenebiliyor. Bunun için kullanılan paket’in ismi n. Yazım hatarası yapmadım 🙂 paketin adı gerçekten n. Buradan npm paketine erişebilirsiniz.

    Peki nasıl yapılıyor bu güncelleme işi:

    Öncellikle n paketini global olarak kuralım.

    sudo npm install -g n

    Windows kullanırken sudo yerine komut sistemini yetkili bir biçimde çalıştırmanız gerekebilir.

    n aslında tam bir Nodejs sürüm yöneticisi olarak çalışıyor. herhangi bir sürümü n ile kurabilirsiniz, en son çıkan sürüm ya da en son kararlı sürümü kur tercihlerinde bulunabilirsiniz.

    Sır gibi sakladığım son komutu da açıklıyorum. Örneğin en son çıkan stabil sürümü kurmak için.

    sudo n stable

    Enter’a bastığınız anda nodejs en son sürümüne güncellenecek.

    Uyarı: Ubuntu’da nodejs paketi kurulduğunda node yerine nodejs komutu kullanılıyor, alias olarak node kaydettiyseniz önce bu alias silinmelidir. n ile kurulum yaptığınız zaman Ubuntu/Mint üzerinde dahi node komutu çalışmaktadır.

    İyi çalışmalar dilerim.

  • Jscratch’in İlk Demosunun Ardından

    Dün bir haftadır geliştirmekte olduğun MIT’nin Scratch projesinin klonu olan Jscratch’in ilk demosunu yaptım.

    html5

    Sistemin arka tarafındaki kodların tam olarak çalıştığını, unit testlerden biliyorum, ancak arka tarafı geliştirdiğimden daha uzun bir süre, editör tarafının (o kadar çirkin bir editörün dahi) çalışabilir hale gelmesi için çalıştım. Ortaya çıkan “şey” görüntü olarak pek iç açıcı olmasa da benim isteğimi yerine getirdi.

    Konsol nesnesi ile etkileşime geçebilen bir block nesnesi çalıştırıldığında istediğim fonksiyonu çağırıp, neticesini somut bir biçimde gördüm.

    Peki bu ilk demonun ardından ne olacak. Jscratch benim için tezin ilk basamağıydı, ikinci basamakta, haftaya, daha detaylı bir demo daha yapacağım ve sizlerle projenin nereye doğru gideceğini paylaşacağım. Şaşırtıcı olmasa bile, güzel bir tarafa doğru gidecek emin olabilirsiniz.

    Yapacaklarım:

    • Güzel block grafikleri
    • Güzel bir editör arayüzü
    • Geliştirmeler (arka tarafa ait kodlamalar)

    Not: Videoyu çekerken biraz heycanlandım. Başıma sık gelen bir olay değil, genelde sunum yaparken, bir şeyler anlatırken heycanlanmam, ilk olduğu için heyecanıma verin.

    https://www.youtube.com/watch?v=AotM6mMq3Ng